6 Eylül 2010 Pazartesi

Sakın Üzülme Sen ...

İşitiyorum aritmik kalbini çok uzaklardan. Bir sala binmişsin boğuşuyorsun dalgalarla. İçinde rüzgârlar uğulduyor. Saçların uçuşuyor; üşüyorsun. Gökyüzüne bakıp kuş olmak istiyorsun, kuşken balık, balıkken kuğu... Rüzgârken okyanus olmak istiyorsun. Sığamıyorsun evrene. Dünya olup uzayda dönmek istiyorsun. Yıldızlarla sevişmek.



Kendi varoluşuna bakıyorsun birden. Yeryüzünde küçücük bir nokta oluşuna... İçin acıyor. Kırılıyor kalbin.


Telaş içindesin. Sevgi kaçıp gider sanıyorsun. Bir kelebek gibi uçar gider. Yiter diye korkuyorsun her güzel şey. Aşk biter sanıyorsun. Bakışlar, dokunuşlar eskir. Öylece tetiktesin hep; uçup gideni yakalamak için.
Kendine bir yer aramıyorsun dünyada, her yeri istiyorsun. Her aşk olacak bir aşk... Her tadı istiyorsun, her dokunuşu...


Ne kadar gençsin. Ne kadar masum. Gözlerim doluyor sana bakınca. Kendi içimeyse bakamıyorum. Ürkütüyor kalbimdeki düğüm. Yaz kadar kavurgan bir yoldayım. Sersemleten bir ışıkta. Birden şaşırıyorum içime konan yıldıza. Neden böyle; bilemiyorum. İçime bakamıyorum çünkü.


Karşı koyamıyorum senden gelen hiçbir şeye. Ne hüzne ne mutluluğa. Sen olup, senin yaşına dönmek istiyorum belki. Onca yanlış yılı silip yeniden yaşayabilmek. Elimden alınan zamanları istiyorum. Sen gelmeden önceleri, ıssız yollarda yürüyüp kendimi çizerdim yalnızlık haritasına, mutsuzluğumun ayak izlerini bırakırdım dünyaya. Seni ruhumdan çıkarsam, bilmem ki yeniden hüzün mü doldurur orayı? Boşluğun kekremsi tadı kim bilir nasıl da acıtır.
Sorularla geliyorsun bana; düşerken tutayım, ağlarken avutayım, mutluyken tanık olayım istiyorsun. Çağıl çağıl çağlayarak geliyorsun. İçimdeki çölü yeşertiyorsun.


Ne kadar tanıdıksın aşkın yollarında yürürken, hayatla yaralanırken, dünyaya katlanırken.


Filmin sonunu biliyorum ama sen en can alıcı sahneyi gösteriyorsun bana. İçinin acısını şiirlere dönüşürmek istiyorsun. Kahredici bir anı, harflerle okşamak. Çırpınan ruhunu dizelerle avutmak.
Sana bakarken gözlerin hiç sönmesin; onu diliyorum. Ezberimdeki zamanlarsın sen. Senin yollarında geçip gidene geri dönmek ve başka yöne gitmek istiyorum.


Hayatın işaretleri karmaşık hâlâ. Ben hâlâ o yaralı küçük kızım, sen bir bilge sansan da. Kırılıveririm soğuk bir bakışla. Beni incittiğin sözler hâlâ dikenli bir yoldur içimde. Bilmediğin bir dil gibidir benim ruhum.
Çok yakınken sana, bazen çağırır beni, kırdığın zamanların bellek evi. Bana seyrettirdiğin bir sahneyi anımsarım ve gözlerim parçalanır. Söylediğin bir sözün dikeni çok eski bir yarayı kanatır.


Çok şey gördüm bu dünyada bilemezsin. Ülkemdeyken “ülkeme dönmek istiyorum” diye ağladım. Annemin kucağındayken “annemi istiyorum” diye. Aşk tuttu beni, ben onu tutamadım.
Şimdi sana bakıyorum yıpranmış hatıra defterimin sayfalarını gezinir gibi. Sen “seviyorum” derken “sevilmek istiyorum” diye inliyor içimdeki ses. “Çok özelsin “ derken konacak bir yer arıyorum çırpınıp durduğum boşlukta.


Sevgine gerçekten inandığım bir anda, içindeki müzikle dans ederek uçmak, evrene karışıp yok olmak, sessizliğe ulaşmak istiyorum.
Sonra bakıyorum nasıl da hüzün verici herşey. Sonra bakıyorum ve tek bir cümle buluyorum: “Nasıl da yalnızım, nasıl da kimsesiz”


Yine de biliyorum, sen bir armağansın. Çok özel bir armağan. İçinden nehirler akan bir şehir gibisin. Başında halesiyle gelen bir yaşama sevinci. Hüznümün denizlerini coşturan rüzgârsın. Tomurcuklanan çılgın nar ağacı. Kendimi derinlerine bırakacağım bir gümüş gölsün. Yaralarıma üfleyen nefes. Yepyeni bir günsün sen. Sürmekte olan hayatsın. Birileri seni incitse çok uzaklardan duyarım bunu. İçindeki acıtan sorulara karşı durmak isterim. Gözlerindeki bulutlara karışmak.


Üzülme, sakın üzülme sen. İçimin acısıyla inlesem de bazen, bu dünyadan bir şiir bırakıp gitmek isterim sana. Öyle bir şiir olsun ki konuşsun yıllarca. Üşürsen ısıtsın seni. Hastaysan başında beklesin. Çaresizsen tutsun elini. Mahzunsan başını okşasın. Yaralıysan, yaranı öpsün.


Sakın üzülme sen. Her daim parlasın yıldızın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.