2 Eylül 2011 Cuma

Bayramın mübarek olsun ANNE

Sensiz ilk bayramımız ...
Senin sütlacın olmadan geçirdiğim ilk bayram anne...
Sabah kalktık yanına geldik dualar ettik sana...
Suladık üzerine dikilen çiçeklerini...
Konustum seninle anlattım öyle içimden gecen ne varsa...
Abim üzülmesin diye ağlayamadım anne...
Eve geldik öylece oturduk koltukta,
Sıradan bi gün gibi,artık cocuklar bile gelmiyor şeker toplamaya...
En yakınlarımız artık bize en cok uzak kişi oldular.
Sen gittin biz hem yetim hem çaresiz hemde kimsesiz kaldık anne
Bu bizim en zor bayramımızdı...
En şekersiz en tatsız bayram ..
Daha sensiz önümüzde kaç bayramımız var veya yok bilmiyorum.
Ben şimdiden cok özledim seni anne
Yokluğun oturuyor içimde
Burnumda bi sızı
Gözlerimden gözyaşı eksik olmuyor
İçimde hep bi yangın bi hüzün..
Ama sen sakın üzülme Umut var annem...
Öpüyorum ellerini anneciğim Bayramın mübarek olsun...

28 Ağustos 2011 Pazar

ahh ...

Bir hüzün var içimde öyle derinde öyle içimde ki...
Boğazımda bir düğüm yutkunsam gecicekmiş gibi ama gecmeyenlerden...
Dokunsalar ağlayacagım,dokunmasalar içime atacağım ...
Acı gibi değil, başka birşey ,
Kaygı gibi özlem gibi ... belirsizlik gibi...
Sanki cok uzaklardan dönüyormuşum gibi...
Hafiften buruk eğik ve yarımım...
Eksik işte...
Anasız yetim mi diyorlar dı ondanım ...
Bugün kıyafetlerde bi koku aradım cennet kokusu..
Geceliğin burda tülbentin burda eteğin burda
hersey hala dolabında...
Ama sen bu dünyada yoksun...
Sanki bigün bir yerlerden gelicekmişssin gibi ...
Gerçekten böyle hissediyorum
Düşünüyorum hep bu geciyo içimden...
Bide yangınlar alevleniyor işte
Acı desem değil başka birşey işte ...

17 Ağustos 2011 Çarşamba


Akla sadece acıyı getiren gün. sonsuz acı. öncesinde şehrin ışıklarına rağmen yıldızlardan dolayı gözükmeyen gökyüzü var akılda. bir garip, basık, boğuk hava. ve o an. hiçbir şey duyumsamadığım o an. yer yatağında yatıyor olmama rağmen hissetmediğim depremden dolayı duyduğum korku. kulaklarımdan gitmeyen .O SES
geceyi geçirdiğimiz bir park uykusuz geçen onca gece, yıllarca uykuma sinmiş korku.
köpek havlamalarını, kuş cik ciklemelerini ve en ufak anormal hareketi deprem alameti saydığımız zamanların en başı...
17 ağustos 1999...
yıllar sonra bir gün, evde o anı yaşamış ve canlandırmış bir arkadaşın etkisiyle yeniden tek gece uykuya yeniden eşlik eden gün.
sadece sonsuz acı. hiçbir kayıp yaşamadan da on binlerce kişiyi kaybetmenin acısı...

16 Ağustos 2011 Salı

Bomboş


Tam 1 asır önce sevmiştim seni;
Ne hatırlıyorum o günleri, ne de unutmuşum,,,
Ne tuhaf değil mi?
Oysa ne cok dilemiştim beni sevmeni...
Yıllar sonra seninle yanyana ...
Arada bi kaçamak bakışla gördüm yüzünü...
O kadar boş ki kalbim sana karşı,
sanki seni hiç sevmemiş ,sanki benim hayatımda hiç var olmamşıssın gibi...
Silinmiş ne varsa unutulmuş ve coktan gitmiş...
Demekki ben seni hiç sevmemişim...
Senin de beni hiç sevmediğin gibi...

11 Ağustos 2011 Perşembe


Yağmur ...
Gökyüzüne uçan annemin gözyaşları gibi akıyorsun,
Hızlı hızlı,delice,bardaktan boşanırcasına...
Güneşten sonra bulutlu bir hava, sonbahar gibi hafif sarımtırak...
Ben ise işlerimi halletmeye calısrken kendimi yine atıveriyorum pc basına
ve Halil sezai dinliyorum ....
Yüksek bir yerden aşagı düşermiscesine hissediyorum kendimi şarkılarıyla
Büyülü gibi,yanımda gibi ...
acsam gözlerimi görecekmişim gibi...
Eşlik ediyorum
Sana bir söz yazdım bugün yolladım rüzgarla, içinde gözyaşı vardı küçükcük bir kadınla'...
Zaten bütün anlamları barındırmıyor mu bu sözler?
Öyleyse dinlemeye devam ediyorum ...

4 Ağustos 2011 Perşembe

Hoşgeldin RAMAZAN


Benim güzel Ramazan'ım..
Mis gibi kokuyorsun bahar gibi aşk gibi...
Hem içimi burkuyorsun,hem ferahlatıyor sonra sabrımı sınıyorsun...
Her gece uyandığımda penceremden dısarı bakıyorum,
kimlerin ışıkları açık diye,bunu hep yapıyorum....
Dün gece sofraya tam 4 tane çatal getirmişim...
Annem varmış gibi,sanki hiç gitmemiş gibi,
bizimle sofraya oturacak benim yaptığım yemekleri yiyecekmiş gibi...
ama yok işte...
Ne annem var ne kokusu ne o yeşil gözleri...
sadece Özlemin var anne içimde cayır cayır yanan...

Ramazan,
Sağlık getir bize mutluluk huzur bizi kimseye muhtaç etme, sevdiklerimizden ayırma bizi...
Sen hersey için hayırlısını dile bize...

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Nişanlandık :) 10 TEMMUZ 2011



Yaklaşık 10 yıl zorlu yıllar, yollar,engeller,engebeler acılar ama onları katlayan mutluluklar yaşadık seninle.Binlerce anımız var en önemlisi birbirimizi hep çok sevdik bu AŞK'a ne ad koyabiliyorum nede ne kadar çok diyebiliyorum tarifsiz birşey bu tarifsiz bi mutluluk benim sana yaşadığım.O yüzükler ilk günden beri kalbimizde takılıydı zaten,AŞKIM sonunda kazandık ZAFER BİZİM.Seninle ölsekte öbür dünyada da ayrılmamayı diliyorum.Seni seviyorum seviyorum seviyorum ...


25 Temmuz 2011 Pazartesi

01.07.1987-2011 Aşkım için yazdığım doğum günü sözleri...


Bana ilk bakışını hiç unutmuyorum...
Öyle derin öyle masum ve öyle can yakıcıydı ki,
Seni sevmemek mümkün değildi ...
Ben sevmeyi senin gözyaşlarınla öğrendim...
Senin gözlerindeymiş hayat,yüreğine doğduğumda öğrendim...
İçim senin aşkının ateşiyle hala cayır cayır yanıyor...
Deli gibi seviyorum seni ...
Sen,
Her şeyinle,
Benim her zaman istediğim adam değil miydin?
Ben bunu daha önce dile getirmemiş miydim?!
Hem sen, yalnızca sevgilim de değilsin ki!
Sana söylemiştim “sana sarıldığımda, sadece sevgilime sarılmıyorum” diye…
Sen,
Hem sevgilimsin benim,
Hem en gerçek dostum,
En büyük sevgim,
Babam,
Kardeşim,
Küçük oğlum…
Her şeyi ama her şeyi birlikte yaşamak paylaşmak isteyeceğim TEK kişi…
Hayatıma giren en mükemmel insan,
Yirmi beş yaşın her şeyiyle mutluluk getirsin sana…
Bizi mavilere bulasın…
Bizi hiç ayırmasın…
Sen bugün doğdun ben bugün alnına yazıldım.
Öyleyse dünyanın en şanlı insanı bugün benimmm.
Ve SEN SEVGİLİM İYİKİ DOĞDUN İYİ VARSIN... İYİ Kİ...
DOGUM GÜNÜN KUTLU OLSUN...

29 Haziran 2011 Çarşamba

Annem,
Bıraktığın acı hala içimde yanıyor...
Kaybettiğimiz savaştan cıkmanın yorgunluğunu yaşıyorum...
Ama diğer taraftan senin yokluğununla savaşmaya çalışıyorum...
Cok yorgunum anne coooook....

27 Haziran 2011 Pazartesi



Veeeeeeeeeeeeee evliliğe yakınlaşıyoruz...
Kısmetse Hayırlısıyla...
Abim'e  sevdiğini istedik ve aldık...
Şimdi sıra bende ..
Sonsuz sevdamla evlenmek için sabırsızlanıyorummmmmm :)

Sadece SEN

Kapatıyorum gözlerimi,
Derin bir boşluk, koyu bir karanlık görüyorum...
Kulağımda yağmurun tıkırtısı...
Ruhumu öylece havaya bırakıyorum...
Bir hissizlik bir hafiflik hissediyorum...
Bulutların üstünden yukarı doğru süzülüyorum...
Açıyorum gözlerimi ve seni görüyorum
Sadece SEN...
Ve şunu anlıyorum ki ;
Ben ölünce bile sadece sen yanımda olucaksın..
Sadece SEN ve sonsuzluğa uzanan sevgimiz...

22 Haziran 2011 Çarşamba

Aşk-ı Memnu'yu cok özledim...
ve birşey itiraf etmeliyim ki bu diziden sonra bir daha hiçbir dizi
iz-le-ye-me-dim ....

19 Haziran 2011 Pazar

Sen gittikten sonra,
Biliyormusun çiçeklerine bakamadım.
Sulayamadım, onları hatırladığım zaman çoktan kuruyup gitmişlerdi...
Mutfakta hala her şey yerli yerinde;
Senin kurduğun düzen hala devam etmekte...
Sensiz ama senin evinde...
Sen hep içimizdesin anne
seni cok seviyorum ...

16 Haziran 2011 Perşembe

ANNE

İçimden hep sana bagırmak geliyor 
ANNEEEE ANNNEEE ANNEEEE diye
Anne lafı nasıl içimi dağlıyor bilemessin anne...
Seni o kadar cok özlüyorum kii... 
İçim yanıyor anne, canım cok acıyor, 
Anneciğim cok özledim seni gel diyesim var ;
bi kere gelsen keşke öpsem seni tombiş yanaklarından...
Anne ne olur gel ...
Bak gözyaşlarım sel oldu anne...
Kokunu özledim anne 
Sadece bunun için gel ...
Benim için gel...

9 Haziran 2011 Perşembe

İNCİR REÇELİ


Film bittikten sonra sanki insanın boğazında takılan koca bir lokma gibi olan ve seni kısa bir sürede olsa soluksuz bırakıp ne oluyor dedirten film...

Hiç yadırgamadım yüzünü, inan çok tanıdık. Gönlüme hoş geldin sevdiğim, kusura bakma ortalık biraz dağınık... 

Hiç durmadan yaz.
birbirlerine anlat onları..
birbirlerine değerek, dokunarak yaşayabilmenin güzelliklerini anlat.
birbirlerine karışmayı anlat.
yaşam savaşı içinde yaşamayı, yaşatmayı unuttuklarını anlat.
sevişmeyi anlat onlara, en zor anlarda bile hiç ayrılmamacasına tek vücut olabilmeyi anlat..
yalnız yürümek zor, kolayını anlat..
şimdi aç gözlerini aşkım..
söz veriyorum herşey çok güzel olucak..
ben sana karıştım aşkım, artık daha güçlüsün.
bir gün şoförün aniden camı açabileceğini anlat.

sonra sen geldin. saklandığım yerde buldun beni.
saklanacak yer arıyordum.
ama burası karanlık. kaç kurtul burdan.
olmaz, gördüm seni. kokladım. dokundum.


sana dokunmak hayatın içinde durup dinlenmek gibi.
sana dokunmak nefes almak gibi.
sana dokunmak tüm kelimeleri yakmak gibi
sana dokunmak tüm insanları affetmek gibi.
sana dokunmak hayatı temize geçmek gibi.
sana dokunmak, ölüme inat gibi...

bir şey söylemem gerek değil mi?
hayır, gerekmez. sen sadece gidersin.
gitmedim ben, kaçtım.
aslında hiç gelmedin ki sen.
ama önemli olan...
 önemli olan neydi biliyor musun? senin kokunu duymam.

Günaydın sol yanım...


insanlarlar yağmurlu havalarda arabaların camına düşen damlalar gibi yavaş yavaş düşüp gidiyorlar...
düşerken başka bir yağmur damlasıyla birleşip hızlanıyorlar.
hesaplamadıkları bir şey var şoförün camı açması!!
insanlar her şeyi sanki sonu yokmuş gibi yaşıyorlar. oysa her şeyin bir sonu var...



Bana nefes alan hiç birşeyi sevme hakkı vermediler, bende incir reçelini sevdim,incir reçeli sendin ...

6 Haziran 2011 Pazartesi

Aydan'ın içinden gelenler ...

Küçükken hep bir hayalim vardı yazar olmak...
Yazarsam eğer insanlar beni hep daha iyi anlar diye düşünürdüm hep..
İçimde ki o bitmek bilmeyen yokuşuna belki koşarak cıkarlar diye yazmak istedim...
Aynaya bakıp ağlarken gözyaşlarımın hangi tarafa süzüldüğünü bilmek istedim ben..
Saçmaydı evet ...
Gözyaşlarım hep dudagıma değip çenemden aşagı doğru gittiler..
Hiç silmedim onları ...
Elimden geldiğince anlatmaya calıstım kendimi aşkıma arkadaslarıma anneme,babama...
Beni hiç kimse anlayamadı...
Ya da anlamak istemediler....
Hep susmayı insanlara içten yürekten gelerek davranmayı seçtim..
Başardım da...
Artık ben onların zihninde Aydan dediklerin de temiz yürekli insan izini taşıyorum..
ve bu beni cok mutlu ediyor...
Verdiğim değerin bu sözle anlam kazanması daha da iyi olmaya itiyor beni...
Ben aslında bizi yazmak istedim 
senin bana duyduğun o büyük aşkı..
Ama seni okadar cok sevdim ki Umut ...
O kadar fazla ki sen yanımdayken bile senden ayrı kalacagım için kahroldum ben...
seni o kadar cok sevdim ki, gözlerine bakarken hayata geldiğim için hep sükrettim..
Seni okadar cok sevdim ki uykularımı feda ettim sana...
Seni o kadar cok sevdim ki hayat ışıgım oldun benim bi kolum bi ayagım bi gözüm oldun
Ama kalbimin bütünü senin oldu...
Sonra anladım ki ben yazamam cünkü yazmak istediklerimin hepsini yaşadım ben ...
Yaşadım ve sindirdim hayatıma...
Sen bana verdiğin sevginle sen benim masalım oldun ...
Ben öylece kalakaldım...
Şimdi gecenin tam 3'ü ...
en cok annemi özlüyorum artık...
annemin gözlerine ağlıyorum...
annemin o pamuk ellerine siliyorum sonra gözyaşlarımı...
en cok onun için yazmak istiyorum..
Ölmemesi için nasıl savaş verdiğimi anlatmak istiyorum...
sonra düşünüyorum da beni yalnız yaşayan anlar 
yaşamayan ise benim arkadaşlarım gibi...
arkasına bakmaz ÇEKER ve GİDER...
ama ayaklarını VURA VURA...
yüzüme BAKA BAKA...
Sonra hiç bişey olmamıs gibi KONUŞA KONUŞA
öyleyse EYVALLAH ...

1 Haziran 2011 Çarşamba

ANNEM



Hep seni özlüyorum ben, seni arıyorum..
ama soramıyorum kimselere çünkü artık yoksun sen..
Bedenin o güzel yüzün bakmaya doyamadığım yeşil gözlerin kapalı
ve toprağın altında ne halde bilmiyorum...
Anne diyen çocukların yüzlerine bakıyorum...
hepsinin gözlerinin içi gülüyor anne ...
Benim gözlerimin ışığıysa çoktan söndü...
Parıldamıyorlar artık bide artık eskisi gibi herseye gülmüyorum..
Gülüşlerim, sevinçlerim, mutluluklarım hep yarım hep eksik ...
Hala bir yerlerden cıkıp gelicekmişssin gibi hissediyorum..
Hala hep hastaymışsın da iyilesecekmişsin umudu var içimde bir yerlerde...
Gözlerin aklımdan hiç gitmiyor anne ..
Hep hasta halinle hatırlıyorum seni, iğneler canını yaktığında ki o yüzünü hatırlıyorum...
Ben arkamı dönüp bakamazken senin yaşadıklarını düşünmek bile istemiyorum...
Yaşadığım acı geçirdiğim tecrübeler beni ne kadar büyüttü bilemezsin anne...
Hayatın seninle beraber ne kadar anlamlı olduğunu anladım...
Gitmemen için elimizden geleni yaptık sende cok savaştın ama beceremedik Anne
Yenildik kaybettik ...
Sen gittin, 
gidecegini bile bile gittin...
Canımın acısını sana anlatamam anne..
Şimdi bir boşluğun içinde dönüp dururken buluyorum kendimi..
Bazen yalnız zaman zaman çaresiz ama hep buruk ...
Senin yokluğun benim hayatımın en büyük yerinde diz çöküyor anne...
Ellerinden cok tuttum ama seni ordan kaldıramadığım için affet beni..
Hiç bir hastalığa bahane bulmuyorum anne...
Gidecek vaktimiz gelmişse güle güle bile demeden gideriz zaten...
Bu yüzden ne diyecek söz nede keşke gitmeseydin diyecek yüreğim var...
Tek istediğim yattın yer cennet olsun anneciğim...

26 Mayıs 2011 Perşembe

52

Sensiz koskocaman 52 günü geride bıraktım...
ne kadar cabuk gecmiş zaman oysaki daha dün gibi gidişin...
Bazende bi o kadar uzak geliyor bana anne...
Seni git gide daha cok özlüyorum arıyorum ...
ama bugün bi kere daha anladım ki sensiz cok yalnızmısım ben...
Kolum bacagım nefesim senmişssin anne...
Kimse değilmiş senmişssin..
İzmire gittim ve yol boyunca sana ağladım anne...
Hani eve giripte seni görememe acısı varya en cok o anne..
Anlatamıyorum ama sen anladın biliyorumm
Seni seviyorummm Rahat uyu anne...

19 Mayıs 2011 Perşembe

İZMİR



En sevdiğim şehirde İZMİR'deyim...
Bornovayı,Alsancağı,Kordonu doya doya gezdim bugün...
Doya doya cektim içime kokusunu...
O kadar tanıdıkki bu şehir bana...
Kendi memleketim gibi karış karış her yerini avucumun içi gibi biliyorum...
Her geldiğimde sanki hiç burdan ayrı kalmamışım hissi beliriyor içimde...
Geldiğim gün gitmenin verdiği hüzünle geciriyorum en degerli zamanlarımı...
Gül bahçelerinin kokusu karsılıyor beni ,cennete geldiğimi farzediyorum bi an...
Ama sensiz hep birşeyler eksik sevgilim...
Sensiz anlamsız gülüşlerim...
Seni özlüyorum ve seni özleminin verdiği mutlulukla seni seviyorum....

14 Mayıs 2011 Cumartesi

ANNE'me

Annemmm,
bugün sensizliğin tam 41.günü...
sensiz gecen 41 gün hayatımın en anlamsız zamanıydı...
evimizde koca bir boşluk,eksiklik,soğukluk var...
Kim gelirse gelsin o boşluk hiç gecmiyor anne
herkez teselli etmeye calısıyor ama içimdeki yangını kimse söndüremiyor...
her sabah seni özleyerek uyanıyor ve her gece senin yokluğunla ağlıyorum...
Hani işten geldiğim zamanlar evimizin kapısında kokardı ya yemeklerin,
eve geldiğim zamanlar kapıda hep gözlerim doluyor.
Keşke diyorum içeri girsem annem bana en cok sevdiğim patetesli yemeğinden yapmıs olsa...
Cok zor anne sensizlik cok zor sana sarılıp seni öpememek cok zor..
Senin kokun olmadan yaşamak cok zor...
Kim sorarsa sorsun hep iyiyim diyorum anne...
oysa sen gittiğinden beri boynum bükük,içimdeki acıyla çırpınıyorum...
en zoruda güçlü durmakmış anne...
güçlü durmak zorunda kalmak...
Balkon sezonunu bugün açtım
Senle karsılıklı oturup dertleşirdik ya senin elinde bir çay hem yudumlar hem beni dinlerdin...
bak beni yine dinliyorsun anne,ama bu sefer ben seni duyamıyorum...
sen yanımda gözyaşlarımı siliyorsun ben yine sensizliğe ağlıyorum...
Artık beni senin gibi kimse dinlemeyecek annem, kimse öğütler vermeyecek bana...
Daha dün Duyguyla kına gecemizde annesiz ne yapacağız diye konustuk..
Ben sen olmadan nasıl evlenecegim anne...
Hep aklımda ve kalbimdesin...
Hep senin yokluğunla nasıl başa cıkacagım diye düşünüorum...
Allah yardım ediyor ya ona şükrediyorum ...
Sen hep iyi ol istiyorum,
bide arasıra rüyama gelmeni diliyorum...
Rahat uyu MELEK ANNEM...

25 Nisan 2011 Pazartesi

HOŞCAKAL ANNEM SONSUZA KADAR HOŞCAKAL ...

25 Şubat 2011 Cuma

Kelebek kadar ömrümüz var. Sevmek lazım, hemen başlayalım. Kaybedecek daha neyimiz var. Aşk için ne gerekiyorsa hepsi bende var. Nefes bile almadan seviyorum seni. Sarmaşıklar gibi sardın kalbimi. Değiştirdin kanımı koydun zehrini ...
Örümcek gibi ördün zihnimi. Düşündükce daha çok isterim seni. Nefes bile almadan seviyorum seni !! İçimde dolaşan alkol gibi !! Sana gitgide sarhoş oluyorum ! ...
ruhumu kaybetmiş gibisadece senin için yaşıyorum nefes bile almadan seviyorum seni ...

24 Şubat 2011 Perşembe

                         Şeyy...  pardon ama siz GERÇEK MİSİNİZ?

Deniz Yıldızının Öyküsü

'Bir adam, okyanus sahilinde yürüyüş yaparken, denize telaşla bir şeyler atan birine rastlar. Biraz daha yaklaşınca, bu kişinin, sahile vurmuş denizyıldızlarını denize attığını fark eder ve 'Niçin bu denizyıldızlarını denize atıyorsunuz?' diye sorar. Topladıklarını denize atmaya devam eden kişi, 'Yaşamaları için,' yanıtını verince, adam şaşkınlıkla, 'İyi ama burada binlerce denizyıldızı var. Hepsini atmanıza imkân yok. Sizin bunları denize atmanız neyi değiştirecek ki?' der. Yerden bir denizyıldızı daha alıp denize atan kişi, 'Bak, onun için çok şey değişti,' karşılığını verir'...

23 Şubat 2011 Çarşamba

Olamaz mı Olabilir ? ..




 Aşk ne zaman saf ve masumdur, cocukken tabi....
Cocukluk aşkı hiç unutulmaz...
İlk aşk dediğin zaman yüzü hep gözünün önünde canlanıverir...
Hatta tesadüf buya hiç ummadık bir şekilde karsılastığın zaman yüzüne bile bakmaya hala utandığın zamanlar olur...


Aşk tesadüfleri sever filmine gittik dün...
en basta Cansel Elçin ne kadar güzel bir aksanla Fransızca konustuğuna gidince şahit olacaksınız...
Sonra kendi cocukluk fotoğrafını tanıyıp hatta tanımayıpta denebilir ;) onu gördüğü anda başlayan aşk zinciri...
Beni en etkileyen sahne Özgür'ün Deniz'i merdivenlerden cıkarma sahnesi ve o sahnede calan zaferlerim şarkısı...

Tam kelimeyle bütünleşmiş ve tüyler ürperticiydi...
Özgürün Denizin arkasından Ankaraya gitmesi nede güzel sahneydi öyle....
Bu arada Mehmet günsürün seside kendisi kadar muhteşemmiş onuda öğrenmiş olduk ...
Beni bu filmde kendine ceken Mehmet Günsür'ün oynadığı karakterdi..
Aşkı cok iyi ifade edebilen bir yüze sahip...
Belçim Bilgininde güzelliği bu filmde ortaya cıktı..
 Ama ikisininde ortak noktası Muhteşem oyunculuk sergilemelieriydi...
 Filmin sonundan hiç bahsetmeyecegim....
 Orası tam bir can alıcıydı çünkü ...

13 Şubat 2011 Pazar


Yıldızsız gökyüzünden nefret etmişimdir her zaman.Boşluk hissinden çok sahtelik hissi uyandırır bende ...
Boş bir kağıt gibi...

12 Şubat 2011 Cumartesi

ahhhh anneciğimm ahhh anneciğimm yaktın ya beni....
bu genç yaşta denizlere attın ya beni....
Küçüğüm daha çok küçüğüm bu yüzden bütün hatalarım... Öğünmem bu yüzden bu yüzden kendimi Özel önemli zannetmem... Küçüğüm daha çok küçüğüm bu yüzden bütün saçmalamam... Yenilmem bu yüzden bu yüzden hala kendime güvensizliğim... Ne kadar az yol almışım! Ne kadar az yolun başındaymışım meğer Elimde yalandan kocaman rengarenk geçici oyuncak zaferler...

Küçüğüm daha çok küçüğüm!!! 



10 Şubat 2011 Perşembe

içimden gecen ne varsa suya benzer...


Upuzun bir yol var hepimizin önünde...
bakıyorum ne ucu ne bucagı var, upuzun ....
ama her bir adımda sona daha da yaklasıyoruz biliyoruz...
bile bile o yoldan yürüyoruz...


Yanımdan gecenlere uzun uzun bakıyorum
tüm insanlar aynı sadece yüzlerimiz farklı yaptığımız hersey aynı...
sadece kimimiz şanslı kimimz şansısız...


keşke diyorum bazen keşke...
keşkeler bizim elimizde olsaydı...
sihirli bir değneyim olsaydı mesela ....
keşke olsaydı....


üzgünüm,kırgınım,hüzünlüyüm buruğum,dargınımda...
insanların gercek yüzleriyle karşılasmak ne acı...
en yakınım dediğiniz insanlar nasıl bu kadar acımasızlar...
ben onlara canımı bile verecekken onlar neredeler..
en güvendiklerim beni boşluga bırakıp coktan gitmişler....



ağlamak var içimde kana kana aglamak...
ölücegimizi bile bile...
herkezin hepimizin sonunun bu olacagını bile bile...
Neden en korktuğumuzz şey ölüm...



Tamda şimdi umutuda yanıma alıp arabaya binip bir deniz kıyısına gitmek istiyorum...
üşümek istiyorum iliklerime kadar...
gözyaşlarım donsun istiyorum...
bağırmak istiyorum avazım cıktığı kadar...
üşümekten korkmuyorum...
nasıl olsa umutum beni ısıtır biliyorum....



öyle bir acıki içimde ki...
hiç unutulmayacak...
sonuç her ne olursa olsun derin izler bırakacak...



Daha cok küçügüm anneciğim ben ...
küçücük hala ellerim yüreğimde öyle...
hala senin elinden tutup gezmeye gidecek kadar küçügüm...
canım yandığında onları bantlaman için sana sığınacak kadar küçüğüm...
bana birisi kzıdığında hala sana şikayet edecek kadar küçüğüm...
bir yere gittiğimde hala seni deli gibi özleyecek kadar küçüğüm...
beni sakın bırakma anneciğim...
insanlar cok acımasızlarmış anneciğim
beni sakın yalnız bırakma...
eger üzdüysem seni kırdıysam affet anneciğim affet...
canım cok yanıyor anne...
herkezden öyle büyük darbaler yedim ki...
o kadar yalnız caresiz kimsesiz kaldım ki...
o kadar agır sözler işittim ki...
o kadar cok ağladım ki...
senden başka arkadasım yokmuş...
senden başka güvenebileciğim kimse yokmuş...
hep kızım bu kadar iyi olma kaybedersin diyordun...
kaybettim anneciğim...
Ama seni kazanacagım.....
Beni bu yalancı vefasız sahtekar iki yüzlü insanların yanında bırakarak
GİTME ANNECİĞİM...
GİTME NE OLUR GİTME ...
biraz daha kal...
sana cok ihtiyacım var anne....

30 Ocak 2011 Pazar

Herşey Güzel Olucak UMUT'UM

Seni seviyorum...
Sana duyduğum o aşkla ayakta durmayı başarabiliyorum,
sana duyduğum o sevgiyle güçlü olamyı becerebiliyorum.
sen yanımda olunca her zorluğu aşabilecegime inanıyorum...
sen hayat veriyorsun bana....
huzur koyuyorsun parçalanmış yüreğime...
acımı hafifletip su serpiyorsun yanan ciğerlerime...
yüzüne bakınca yaşamayı daha cok seviyorum...
ellerini tutunca sıcacık oluyorum,
bana sarılınca güven sarıyor dört bir yanımı...
omzuna yatınca hayallerimin en büyüğünü gerçekleştirmiş oluyorum...


seneler bizi birbirimize alıştırmaktan cok sevgiyle öyle bir kenetlemiş ki
kalplerimizi sımsıkı ...
öyle cok seviyorum seni o kadar cokki...
anlatsamda yetmez biliyorum...


Umut ...
adın bile o kadar güzel geliyor ki kulaklarıma...
benim umudumsun...
benim aşkım canım ömrüm bütünümsün....
dünyanın en tatlı aşkısın balımsın...
yakışıklı sevgilim...


seninle her zorluğun üstesinden gelecegimizi biliyorum...
seninle herseyi başaracagımıza inanıyorum...
herseyin cok güzel olmasını diliyorum...

28 Ocak 2011 Cuma

Annem için

Ne hissetmeliyim, neler düşünmeliyim,nasıl davranmalı nasıl konuşmalıyım...
inan hiç bişi bilmiyorum... su dan cıkmış balık gibi cırpınıyorum.

Zaman akıp giderken ömrümüzden hayatın ne kadar anlamlı olduğunu artık daha
iyi anlıyorum. Sevmenin sevgini göstermenin kıymetini daha iyi biliyorum.
insanlara kırılmamayı öğrendim. daha güçlüyüm artık ... daha kararlı ...
insanların vefasızlıgını gördüm, gözlerinin içine baka baka acı cekerken
onların arkalarına bile bakmadan gittiklerine şahit oldum.
ama canımı acıtamadılar...

Ben annemin o yeşil gözlerinde hayata bakıyorum...
Kimse yanımda olmasada ben annemle o kadar kocamanım ki...
O kadar cok büyüdüm ki....

31 Aralık 2010 Cuma

Suskunluğumun ardındaki gözyaşlarımı kendimden bile gizlemeye calısıyorum...
güçlü olmaya ayakta durmaya çabalıyorum..
ve Allahında yardımıyla başarabiliyorum...
annemin hastalığıyla mücadelemize devam ediyoruz...
her yeni bir olumsuzlukta basaracagımıza dahada inanarak erteliyorum yüreğime saplanan acıları...
hastaneler doktorlar derken farklı bir hayata alısmıslığımı göz ardı edemiyorum..
hep bareber bir aile oluyoruz destek oluyoruz teselli ediyoruz kanayan yaralarımızı
yıkılıyoruz zaman zaman... korku boğazımıza kadar taşıyor ama dayanabiliyoruz..

ama en acısıda arkadslarım....
hani 'Düşenin dostu olmaz derler.' atasözünü alasıyla yaşıyorum....

yeni yıl gelmiş gelecekmiş buyursun gelsin..
ama şifa getirsin bize,sağlık huzur.mutluluk.para,hakkımızda hayırlısı ne ise onu getirsin....

1 Aralık 2010 Çarşamba

Düşün düşün aşamıyorum engeleri Varamıyorum yanına çarelerin Yıkıl duvar göremiyorum enginleri, Gidemiyorum bırakıp uzaklara...

Yüreğim

Kaç kere sustum
aşkı güz yapanlara
varamadığım sulaleri derdi soranlara
bin dert yükledim aşikar duvarlara
ağlayamadım sevdayı oyun sananlara


Nefesimde yaşattım isminin adına
hissetmeden yalandan haykıranlara
engeli göremedim son bakışlarda
kokuna sarıldı gitti şimdi rüzgarlar da


Bile bile yandı yüreğim
yana yana söndü yüreğim
benim sonum sende bilirim
unutamadım seni...

Aydan cekirdek degil de umut getir bana ya da giden kim ise soyle ona , umut getirsin bana  aydan.

29 Kasım 2010 Pazartesi

''Pencereler açık uyuyamadığında şehrin insanları, ve üşümeye başladığında sokak çocukları, herkesin dinleyeceği bir şarkısı, herkesin inanacağı bir masalı olmalı.
Yoksa nasıl dayanabiliriz."

Sevdiğim hangi bahar dallarından ucup geldin yüreğimin avuçlarına...
yüregim seni nasıl bu kadar cok sevdi seviyor...
Nasıl aşk bu yaşadığım, yakıyor beni kavuruyor...
Yıllar gecerken hayatımızdan azalırken ömrümüz,
senin yanında olmanın mutlulugu tarifsiz...
bana hissettiğin sevdan ömre bedel..
seni seviyorum cok seviyorum...

19 Ekim 2010 Salı

İstanbul'a benzıyorsun DOĞUM GÜNÜM'DE

Yirmi iki sene önce dünyaya gözlerini acmış küçücük bir kız cocuğuydum...
küçüçük yüreğim hala benimle beraber atmakta...
bugün süprizler karsında 
hüznü burukluğu aynı anda mutluluğu yaşadım...
iki defa pastam kesildi
ama benim dileğim her ikisinde de aynıydı...

9 Ekim 2010 Cumartesi


Kaybolan umudumun son müjdecisi;
beceremem seni anlatmayı, sadece denemeye var gücüm. biliyorsun ancak ayakta kalabiliyorum, ancak nefes alabiliyorum. küllerimi yere atıyorum, çöplerim dağ oldu, bulaşıklarım göz korkutucu, tüm eşyalar isyanda, yemek yedim mi bilemiyorum inan balım ve şu halde yaşamaya çalışırken gelmeni bekliyorum. dileklerim çaresizliğinden öyle emin ki bunu bile içten isteyemiyorum, yoruyor beni. neyse anlatamam dedim işte. bu kadar sadece, bunun tanımı yok. Yaşamış olsan zaten bilirsin bu duyguyu, hatta duygusuzluğu. sevgiden, aşktan değil be monpti. Hayat ağır geliyor işte, hepsi bu...

Anneciğim

,
Hangi zamandayız nerdeyiz anneciğim,
günlerden ne saat kaç ...
o kadar yanıyor ki içim..
ateş düştüğü yeri yakarmış atasözünü
ilk defa bu kadar hissettim.
yanıyoruz anneciğim,
ancak sen iyileştiğin zaman sönecegiz...
iyileşecegiz biliyorum, inanıyorum...
seni seviyorum çook seviyorum...

12 Eylül 2010 Pazar

fedakar anne

Annem


iki gün önce ne kadarda mutluymuşuz oysa...
ne kadar huzurluymuşuz...
kıymet bildik mi bilmiyorum ama bugünden itibaren kıymetlerin en büyüğünü bilecegiz...
sağlık nasılda önemliymiş,
sağlık hayatmış...
sağlık paraya pula değişmeyecek kadar değerliymiş..
hep başımıza geldiği zamanlarda mı anlayacagız ?
hep gecmi kalacagız...
hersey güzzel olucak..
hiç kötü bir şey olmayacak tüm kalbimle inanıyorum....
bütün kalbimle seviyorum seni
beni dünyaya getirmeye vesile olan en özel kadın..
seni cooookk seviyorummmmmmmmmmm

6 Eylül 2010 Pazartesi

Sakın Üzülme Sen ...

İşitiyorum aritmik kalbini çok uzaklardan. Bir sala binmişsin boğuşuyorsun dalgalarla. İçinde rüzgârlar uğulduyor. Saçların uçuşuyor; üşüyorsun. Gökyüzüne bakıp kuş olmak istiyorsun, kuşken balık, balıkken kuğu... Rüzgârken okyanus olmak istiyorsun. Sığamıyorsun evrene. Dünya olup uzayda dönmek istiyorsun. Yıldızlarla sevişmek.



Kendi varoluşuna bakıyorsun birden. Yeryüzünde küçücük bir nokta oluşuna... İçin acıyor. Kırılıyor kalbin.


Telaş içindesin. Sevgi kaçıp gider sanıyorsun. Bir kelebek gibi uçar gider. Yiter diye korkuyorsun her güzel şey. Aşk biter sanıyorsun. Bakışlar, dokunuşlar eskir. Öylece tetiktesin hep; uçup gideni yakalamak için.
Kendine bir yer aramıyorsun dünyada, her yeri istiyorsun. Her aşk olacak bir aşk... Her tadı istiyorsun, her dokunuşu...


Ne kadar gençsin. Ne kadar masum. Gözlerim doluyor sana bakınca. Kendi içimeyse bakamıyorum. Ürkütüyor kalbimdeki düğüm. Yaz kadar kavurgan bir yoldayım. Sersemleten bir ışıkta. Birden şaşırıyorum içime konan yıldıza. Neden böyle; bilemiyorum. İçime bakamıyorum çünkü.


Karşı koyamıyorum senden gelen hiçbir şeye. Ne hüzne ne mutluluğa. Sen olup, senin yaşına dönmek istiyorum belki. Onca yanlış yılı silip yeniden yaşayabilmek. Elimden alınan zamanları istiyorum. Sen gelmeden önceleri, ıssız yollarda yürüyüp kendimi çizerdim yalnızlık haritasına, mutsuzluğumun ayak izlerini bırakırdım dünyaya. Seni ruhumdan çıkarsam, bilmem ki yeniden hüzün mü doldurur orayı? Boşluğun kekremsi tadı kim bilir nasıl da acıtır.
Sorularla geliyorsun bana; düşerken tutayım, ağlarken avutayım, mutluyken tanık olayım istiyorsun. Çağıl çağıl çağlayarak geliyorsun. İçimdeki çölü yeşertiyorsun.


Ne kadar tanıdıksın aşkın yollarında yürürken, hayatla yaralanırken, dünyaya katlanırken.


Filmin sonunu biliyorum ama sen en can alıcı sahneyi gösteriyorsun bana. İçinin acısını şiirlere dönüşürmek istiyorsun. Kahredici bir anı, harflerle okşamak. Çırpınan ruhunu dizelerle avutmak.
Sana bakarken gözlerin hiç sönmesin; onu diliyorum. Ezberimdeki zamanlarsın sen. Senin yollarında geçip gidene geri dönmek ve başka yöne gitmek istiyorum.


Hayatın işaretleri karmaşık hâlâ. Ben hâlâ o yaralı küçük kızım, sen bir bilge sansan da. Kırılıveririm soğuk bir bakışla. Beni incittiğin sözler hâlâ dikenli bir yoldur içimde. Bilmediğin bir dil gibidir benim ruhum.
Çok yakınken sana, bazen çağırır beni, kırdığın zamanların bellek evi. Bana seyrettirdiğin bir sahneyi anımsarım ve gözlerim parçalanır. Söylediğin bir sözün dikeni çok eski bir yarayı kanatır.


Çok şey gördüm bu dünyada bilemezsin. Ülkemdeyken “ülkeme dönmek istiyorum” diye ağladım. Annemin kucağındayken “annemi istiyorum” diye. Aşk tuttu beni, ben onu tutamadım.
Şimdi sana bakıyorum yıpranmış hatıra defterimin sayfalarını gezinir gibi. Sen “seviyorum” derken “sevilmek istiyorum” diye inliyor içimdeki ses. “Çok özelsin “ derken konacak bir yer arıyorum çırpınıp durduğum boşlukta.


Sevgine gerçekten inandığım bir anda, içindeki müzikle dans ederek uçmak, evrene karışıp yok olmak, sessizliğe ulaşmak istiyorum.
Sonra bakıyorum nasıl da hüzün verici herşey. Sonra bakıyorum ve tek bir cümle buluyorum: “Nasıl da yalnızım, nasıl da kimsesiz”


Yine de biliyorum, sen bir armağansın. Çok özel bir armağan. İçinden nehirler akan bir şehir gibisin. Başında halesiyle gelen bir yaşama sevinci. Hüznümün denizlerini coşturan rüzgârsın. Tomurcuklanan çılgın nar ağacı. Kendimi derinlerine bırakacağım bir gümüş gölsün. Yaralarıma üfleyen nefes. Yepyeni bir günsün sen. Sürmekte olan hayatsın. Birileri seni incitse çok uzaklardan duyarım bunu. İçindeki acıtan sorulara karşı durmak isterim. Gözlerindeki bulutlara karışmak.


Üzülme, sakın üzülme sen. İçimin acısıyla inlesem de bazen, bu dünyadan bir şiir bırakıp gitmek isterim sana. Öyle bir şiir olsun ki konuşsun yıllarca. Üşürsen ısıtsın seni. Hastaysan başında beklesin. Çaresizsen tutsun elini. Mahzunsan başını okşasın. Yaralıysan, yaranı öpsün.


Sakın üzülme sen. Her daim parlasın yıldızın.


Sonbahar hiç mektup yazmadı bana. Ya sana? ....

Mavi Göz

                                      Gerçekten mavi bir hayat gibisin...

3 Eylül 2010 Cuma

Bir Gün Daha

Sadece bu sabah için, içimden ağlamak geldiği halde
yüzünü gördüğümde gülümseyeceğim
Sadece bu sabah için, ne giymek istediğinin
seçimini sana bırakacağım ve gülümseyerek
ne kadar yakıştığını söyleyeceğim
Sadece bu sabah, çamaşırları yıkamaktan vazgeçip
Seninle parkta oynamaya gideceğim
Bu sabah bulaşıkları lavaboda bırakıp
bulmacanın nasıl çözüldüğünü bana öğretmeni izleyeceğim
Öğleden sonra telefonun fişini çekip
bilgisayarı kapatacağım ve arka bahçede oturup
seninle köpükten balonlar uçuracağım
Bu öğleden sonra dondurma arabası için çığlıklar attığında
sana hiç kızmayacağım ve gelirse bir tane alacağım
Bu öğleden sonra büyüdüğünde ne olacağın hakkında
hiç canımı sıkmayacağım. Ya da seni ilgilendiren konularda
ikinci bir düşünce üretmeyeceğim
Bu öğleden sonra kurabiye pişirirken bana yardım etmene
izin vereceğim ve tepende dikilip düzeltmeye çalışmayacağım
Bu öğleden sonra Mc Donald's a gideceğiz ve iki tane
çocuk mönüsü isteyeceğiz ki, iki oyuncak alabilesin
Bu gece seni kollarımda tutacağım ve nasıl doğduğunu
seni ne kadar çok sevdiğimi anlatacağım
Bu gece küvette suları sıçratmana izin vereceğim
ve sana hiç kızmayacağım
Bu gece geç saate kadar oturmana
ve balkonda oturup yıldızları saymana izin vereceğim
Bu gece yanına uzanıp
en sevdiğim TV programlarını bir kenara bırakacağım
Bu gece sen dua ederken parmaklarımı saçlarında dolaştırıp
bana en büyük armağanı verdiği için
Allah’a şükredeceğim


Kayıp çocuklarını arayan anne ve babaları düşüneceğim
Yatak odaları yerine çocuklarının mezarlarını ziyaret edenleri
ve hastane odalarında donuk bakışlarla,
daha fazla içlerinde tutamadıkları çığlıklarıyla

 hasta çocuklarını seyreden anne babaları düşüneceğim
Ve bu gece yanağına iyi geceler öpücüğü kondurduğumda
seni biraz daha sıkı ve biraz daha uzun tutacağım kollarımda
Allah’a senin için teşekkür edip
bize yalnızca bir gün daha vermesi için
yakaracağım...........
3
HOŞCAKALLLL YAZ...
                 YİNE VE YENİDEN GÖRÜŞMEK DİLEĞİMLE....